Arşivlerin, bir örgütlenmenin ihtiyaçları arasında en alt sıralarda yer aldığı düşünülegelmiştir.
Oysa örgütlenmenin kendi bilgi ve belgelerine ihtiyacı vardır. İhtiyaç duydukları bilginin çoğu kendi dosyalarından ve evraklarından karşılanabilir.
Dolayısıyla arşivler bir lüks değildir.
Bu bilgiler olmadan yöneticilerin karar vermeleri mümkün değildir. Karar vermenin sürati ve kararın kalitesi, karar vermeden önce ilgili bütün faktör ve konuların değerlendirilmesini mümkün kılacak bilginin elde edilebilirliğine bağlıdır.
Bilginin elde edilebilirliği ise evrak ve arşivlerin ne denli düzenli olduğuna bağlıdır.
Bu durumda, analistlerin kurumlar ve organizasyonlar için üç hayati unsur olarak sıraladıkları;
Emek,
Sermaye,
Mülke bir dördüncüsünü, bilgiyi eklemek, hatta içinde yaşadığımız bilgi çağında bu faktörü birinci sıraya yerleştirmek gerekecektir.
Çünkü, emek, sermaye ve mülk yenilenebilmektedir. Ancak bilgi, seneler süren çabalar olmadan yaratılamamakta, yenilenememekte, yeniden oluşturulamamaktadır.
İstatistikler, ciddi bir yangın geçiren tüm kuruluşların % 30'unun bir yıl içinde faaliyetlerini durdurmak zorunda kalacaklarını göstermektedir. Sigorta şirketleri, ekipman ve tesislerin zararını tamamen karşılasa, personel olduğu gibi korunsa, hatta genişletilse ve nakit sermaye şirket dışında banka vb. kuruluşlarda korunmuş olsa dahi, bu kuruluşlar bilgiyi kaybettikleri için faaliyetlerine devam edememektedirler.